6 Şubat 2014 Perşembe

Çevirmen Sorunsalı: Kelime Başına mı Saat Başına mı?

Çeviri Hizmetinde Serbest Çevirmenler için en Uygun Ücretlendirme Hangisi?

Çeviri için saat ücretiniz nedir?


Serbest çevirmenliğe adımınızı attınız, her şey yolunda gitti, yavaş yavaş da müşteri sayınız artıyor. Çevirmen olarak aldığınız projeyi zamanında teslim etme, proje öncesinde anlaşılan hususlara özen gösterme ve her anlamda aldığınız işi en temiz şekilde bitirme konusunda zaten bilinçlenmiş durumdasınız. İşte tam da bu noktada yeni bir müşteriden gelen işi kabul etmeden önce yine o soruyla karşı karşıya geliyorsunuz: Saat ücretiniz nedir?

Bu soruya yanıt vermeden önce önceki deneyimlerinizi gözden geçirmeniz gerekecek.

Çeviri metnine yaklaşım


En önemli konu aslında çeviri metnine nasıl yaklaştığınız. Çeviri metni ya da çeviri projesi sizin için sonraki işlere doğru açılan bir kapı mı? Yani aldığınız iş üzerinde çalışırken bunu aynı müşteriden geleceğe dönük olarak gelebilecek diğer projeler için bir referans olarak görüyor musunuz? Yaşayacağınız zorluklar aynı müşteriden, benzer içerikli işleri almadan önce iki kez düşünmenize yol açacak, bu durum müşteri için de geçerli. Müşterinin teslim aldığı çeviriden memnun olması yeniden sizi tercih etmesini sağlayacak olduğu gibi düşük kaliteli ya da bolca hata içeren bir çeviri müşterinin arkasına bakmadan kaçmasına yol açacaktır.

Bu yüzden çeviri metnini sadece şimdiki zamanda değerlendirmemek, aksine üzerinde çalıştığınız her metni bir sonraki metin için ön hazırlık olarak görmeniz kısa sürede başarınızın da artmasını sağlayacaktır. Okuduğunuz metni anlayıp gerekli terminolojiye ısınmadan hareket ettiğinizde, ortaya çıkan iş size yalnızca bir seferlik maddi katkı sağlayacak, geleceğe dönük hiçbir katkısı bulunmayacaktır.

Ancak çevirmenin metne yaklaşımının arkasında çok farklı etmenler olabiliyor. Bunların başında "mutlaka sabaha yetişmesi gerek"en metinler, "kesinlikle aynı formatta istenen" dönüştürülmüş PDF dosyaları, "elektronik ortamda kopyası bulunmayan, fakslanmış el yazısı" dokümanlar geliyor. Böyle olunca, çevirmenin metne yaklaşımı daha en başından negatif bir etki altına giriyor. Bir saatte 300 kelime çevirebilen bir çevirmen, okunmayan ve kırk defa fotokopiden geçip fakslanmış metinleri deşifre etmeye çalıştıkça bir saat içerisinde bazen sadece sinir krizi geçirecek vakit bulabiliyor.

Bu durumda çevirmenin kelime başına ücretlendirme yerine saat başına ücretlendirme yapması daha mı mantıklı?

İşin sırrı kendi deneyimlerinden doğru sonuçlar çıkarmakta


Çevirmenin müşteri, metin, proje, şu ya da bu, her şeyden önce kendisine karşı bir sorumluluğu var aslında. Çevirmen kendi bedensel ve düşünsel sağlığını korumadığı sürece sistem içerisinde ezilmeye mahkum kalıyor. Bedensel ve düşünsel sağlığını korumak için diğer mesleklere oranla daha fazla özen göstermesi gerekiyor çevirmenlerin. Çeviri projeleri alındığı anda beyinde başlıyor, bitene kadar ise sürekli biçimde devam ediyor - yani ara verdiğinizde beyniniz çeviriyi bir kenara bırakmıyor, uyuduğunuzda çeviriyi yetiştirmeye çalıştığınız kabuslar görebiliyorsunuz. Sevdikleriniz ve yakınlarınız sizinle konuşurken aklınızın bir köşesinde terminolojiye dair sorular yanıtlarını aramayı sürdürüyor. İşte bu yüzden çevirmenin bilinçli bir şekilde bu konuda önlemler alması, kendine yeni çözümler oluşturması gerekiyor.

Bu açıdan, sunduğu hizmeti nasıl fiyatlandırması gerektiği daha büyük bir önem kazanıyor. Örneğin bir saat içerisinde 300 kelime çeviren bir çevirmen, yeri geldiğinde, metne aşinalık, terminolojiye hakimiyet gibi faktörlerin yardımıyla bunu saatte 600 ila 1000 kelimeye kadar çıkarabiliyor. Bu şekilde bakıldığında kelime başına ücretlendirme, konuya hakim olunan ve hızlı çalışmanın mümkü olduğu durumlarda mantıklı görünüyor. 300 kelime için düzgün bir çeviri bürosundan ya da özel müşterisinden (İngilizce - Türkçe çeviri için kelime başı ücreti 0,08 kuruş için) 24 TL alan çevirmen, hızını artırdıkça saat başına yeri geldiğine 48, hatta yaklaşık 80 TL bile kazanabiliyor.

Böyle bakıldığında saat başına sabit bir fiyat belirlemek çevirmen için dezavantaj teşkil ediyor. Saat başına 40 TL olarak anlaşılan bir işte, çevirmen işin içeriğini önceden iyi değerlendirmemişse ya da alınan iş okunmuyor, formatı bozuk veya terminoloji açısından acı çektiren bir yapıda ise, çeviri tahmin edilenden daha uzun zaman alıyor. Bu da öncelikle müşteri açısından olumsuz bir durum teşkil ediyor. Müşteri böyle olunca işin kaç saat süreceği konusunda kesin bir anlaşmaya varılmamışsa, işi teslim aldığında çok yüksek bir meblağ ile karşılaşabiliyor. Bu tür anlaşmazlıkların oluşmasını önlemek açısından çeviri başlamadan önce kaç kelimelik iş olduğu ve bu işin kelime başı fiyata göre ne kadara mal olacağını belirlemek belki de en doğrusu.

Ancak yine de çevirmenin kendi deneyimlerinden doğru sonuçlar çıkarması gerekiyor. Kelime başına fiyatlandırma yapan bir çevirmenin unutmaması gereken bir gerçek var: "John saw Mary today." cümlesinin çevirisi [John ve Mary kelimelerinin özel isim olduğu da düşünülürse] çevirmenin klavye hızına eşit sürede çevrilebilir. "Can blindly continued fear-induced, regurgitated, life-denying tradition be overcome?" cümlesini çevirmek için ise, her ne kadar önceki cümlenin iki katı kelime içeriyor olsa da, çok daha fazla vakit harcamak gerekecektir. Bu durumda kelime başına ücretlendirme yerine harcanan süreye göre bir fiyatlandırma daha yerinde oluyor.

Zorluklara boyun eğmeyin


İşte tüm bu karmaşa içinde çevirmen en doğru fiyatlandırmayı yaparken belki de sağlığını biraz daha yitiriyor. Yine de zorluklara boyun eğmemek ve deneyimlerden işe yarar sonuçlar çıkarmak gerekiyor. Çeviri metninin yapısı ve içeriğine bağlı olarak her zaman için daha esnek olabilmek, gerektiğinde karakter sayısına, gerektiğinde harcanan saate göre fiyat sunmak belki de günümüzde çevirmenler için en mantıklı seçenek olmayı sürdürüyor. 



Cemalettin Onur İlter



Bu yazıyı beğendiyseniz, kaynak göstererek sosyal medyada paylaşabilirsiniz. 
Yorum Gönder