10 Ocak 2010 Pazar

aba habiş gezagt, ona yük olmamak için

jönepapör dödir kötümfepör, avektonespuar e ton gransans dölonör. tümdonanvi dötudetrüir, dötaraşe, löbosurir e memösa nepapurkua jömösan kupabl, sesalöpir.

ve fevkalade bir gürültü var içeride, arjantinyen arkadaşların bağırarak konuşma takıntıları her tür lisan için geçerli imiş, fena ingilizceleri bağırdıklarında daha bir fena sanki ve kızların "mayboyfirend iz bilek" açıklamalarına oğlanların "bilek or braun?" soru çeşitlemeleri ile eşlik etmeleri beni uçsuz bucaksız düşüncelere sevk etti.

az önce bir ayrişpab'dan geldim, layvmüüzik için 2 buçuk avro verdim, tek eğlenen de gitar çalan adamdı kanaatimce. müzik öyle pek çoktu ki hiçbir şey söyleyesim gelmedi hiçbir kimseye. uzun bir süre boyunca sessiz durmak uzun bir süre boyunca anlamsız yere ingilizce egzersizleri yapmaktan daha iyi geliyor gene de bünyeye. ben ki zaten yok yere konuşmaktan hep çekinmişimdir, böyle vakitler iyice bir susasım geliyor. ben de işte öyle yaptım, sustum falan, biraz sandalye üstünde çaça yaptım salsa yaptım, hiçbir şey keyif vermedi. dışarda zengince kar yağıyordu, almanya'da patatesten sonra en çok kar varmış anlaşılan, bol bol serpiliyor etrafa. suğn dis pileys vil bi tuu sımol - pek tabii ki.

pek garip haller içindeyim şu sıra, öyle ki ben bile unutmuşum bunu. türkiye ziyaretimden sonra burdaki yokluk halini nedense kabullendim. orası kendine özgüymüş, orda varsan varsın yoksan yokmuşsun; misafir olarak bulunmak pek dokunuyor insana. bir de fena halde kırgınım kendime, amma velakin geçecektir. ben bir itlik eder affettiririm kendime kendimi.

yalnız aklıma takıldı bu insanlar neden böyle çılgınca çok anlamsız şeylerden bahsedip eğleniyorlar? bütün eğlencelerimiz böyle mi sakın? üzüldüm şimdi. kendime dışardan bakmamıştım hiç, bu kadar saçma sapan laflar edip her on beş saniyede bir grupça gülüyor muyum ben de kalabalık partilerde? belki de benim huysuzluğum, odamda pijamalarımla kapının ardındaki kalabalığa çemkiriyorum - bilemedim.

sanırım asıl sinirimi bozan şu an karnım aç ve o kalabalığa girip sürtünerek mutfağa ulaşıp birkaç tost ekmeği ve biraz peynir almak bana überalles zor geliyor. burda oturup kalabalığın ve gürültünün gitmesini de beklemek benim gibi pek sabırsız bir insan için hayli tırnakkemirtici bir durum. her ne ise, hiçbir şeyin bir şey ifade etmediği bu güzel ikibinon başlangıcında hiçkimse için bir şey ifade etmediğimi farz ederek hiçbir şey yapmadan oturup durmaktayım.

tabi ki en kısa zamanda emo olmaktan vazgeçeceğim, ama şimdi saçlarımı öne doğru yapıştırıp web cam'de fotoğraf çalışmaları yapmam lazım.



Yorum Gönder