24 Ekim 2008 Cuma

Yek ya, nerden belli ?

Karara vardık sayın yargıç. Bu adamın kalbi yetersizdir. Seviyor, ancak sevgisi beş para etmez.
Prior
Angels in America

Pek Sevgili Arkadaşım,

Öyle sırtımızı büküp beklemek ne garip, sırtımızı dayıyacak birini aramak da öyle. Evet biliyorum canım bir keresinde demiştin: insan çadır değil ki. Gel gör ki biraz çadırlaşır olduk zamanla. Evet köşelerimizden çekip yere çivileyecek bir şey arar olduk. Tepeyi dik tutacak bir destek arıyoruz falan aman çekirgeler girmesin içeri. Sen, ben, biz işte böyle bir şeyler mi arar olduk ne? Bir şeylerin daha mı farklı olduğunu sandık bir şeylerden? Değil heralde, dimi, yok değil değil bu öyle bir şey işte bırak bu sefer desene arada. Arada sık sık kullandığımız o kelimeleri kullanmasak ya, ne zamandır yapmıyoruz bunu. Kendimize yetiversek ya birazcık, ne güzel halbuki kendi kendine yetivermek. Bazen kendi kendine sarılmak, işaret parmağınla dokunmak dudağına falan. Bir salatalık soyacağı gibi fırt fırt soymak istiyorum bütün kurumuş kabuklarımızı. Unutmaya mı başladık bazı şeyleri yoksa o kabukları böyle çekiversek gene kanar mı?

Niye ki böyle, neden falan? Keşke patlak vermese 5-10 cümlede bir türkçem. Hanilerimi falanlarımı iştelerimi gibilerimi kaçırıversem ama yok yok ben beş hani üç gibiyle sana derdimi derim. İşte öylelerimden sen anlarsın. Hani işte böyle bişiler oldu ya hani, aslında işte pek de o hani o zaman gibi bişi değilmiş gibi bişi bu, dimi? Belki de arada bir gelir gider, belki de evet içimizde bir mozambikli var, bir somalili falan; aç. Halbuki o zaman sen demiştin yok demiştin değil demiştin ben de pek tabi demiştim sen öyle diyorsan demiştim. Ya da hani başka bi zaman ben demiştim öyle bişi demiştim yok yok, merak etme demiştim. Bu yalanlarımıza inanıyoruz ya, hani evet uyanırım yeminle deyip gözümüzü açınca küfrediyoruz. Bazen bu kandırmacalarımıza da mı ihtiyacımız var diyosun? Bana bak sen öyle bişiler diyosun, ağzında geveliyosun ama ben anladım seni. Sana sarılınca hatırladım geçen gün sana hiç sarılmadığımı, pek mi gudubetiz birbirimize bilmem ki? Sebepsiz yere de sarılmaz insan ama belki de çok sebepsiz kaldık biz. Evet bilakis çok amaçsız da kaldık biz. Bazen sol yanımızı almışlar gibi hayat. Solumuzda böyle bir gazete kağıdı var örtülmüşüz gibi. Kurtlanmaktan korkuyorum.

Pek sevgili arkadaşım, sen şimdi uyuyor olmalısın, seni uyurken düşünebiliyorum, ama saatler sonra ne yapacaksın bilemiyorum. Şaşmayalım, ben ne yaparım onu da bilmiyorum. Ama nedense bir huzurla karışık güven var içimde. Hani sen sensin ben de ben, biz böyle bir biziz ya. Bu bokun altından da kalkarız, kıçımızı siler yürürüz; dimi? Evet evet, sen "müstehzi" bir şekilde güldün, evet der gibi başını salladın, gerdan kırdın. Ben anladım. Yine de diyorum ki daha çok inmeden yukarı çıkıp bi nefes alalım.

Yorum Gönder