19 Eylül 2008 Cuma

içim böyle kımıl kımıl kış mı geliyo nedir?

Bilmem okudunuz mu, ben küçükkene okumuştum. karlar kraliçesi. kay ve gerda. oğlanın gözüne hani kırılan aynanın bi parçası kaçıyodu. sonra ama gün gelip gerda onu bulunca sonra da ağlatınca o parça çıkıyodu. o zamanlardan çok şey kalmadı tabi aklımda. bi tek gözümün önüne gelen görüntüler var.
öyle acayip bi kitapmış ki çok pis aklıma kazınmış. oturup da hikayeyi anlatamam dedim ya hatirlamiyorum. işte asıl korkunç olan da bu. sadece bu kraliçenin görüntüsü, kırılan ayna, göze kaçan camlar. buzlar falan filan.. şimdi hani yağmur yağdı ya bi de pijama giyip corapları cektim ya ayağıma demek ki kış geliyor. kış deyince de aklıma illa ki karlar kraliçesi geldi. bizdeki de yeniyüzyıl'ın armağanı mıydı bilmiyorum ama kapak işte buydu.
yeniyüzyıl demişken, ne güzel gasteydi o. nasıl güzel bi gasteydi. lego verirdi, k'nex falan vermişti. her gün koşa koşa bakkala giderdik. bazen bi minik poşet lego daha almak için bi gaste daha alırdık. o zamanki lego heycanı başkaydı. şimdi robot yapıp yürütüyolar bile legolarla. neyime yarar bilmem? sevemedim.
tasolar gibi aslında. o zaman bir tasolar vardı oh allah oh. arkaları yesildi normallerin. bi de mega taso olurdu onların arkası pembe olurdu. önünde de duffy duck vardı mesela tacmahal'de. tweety sylvester tazmania canavarı. sonra bunların dönenleri çıktıydı. döndürürdük arkaları rengarenkti şekiller oluşurdu. sonra bi iki çeşit daha çıktı. ama zaten tadı kaçmaya başlamıştı. bir koca torba tasom kayboldu sonra. heralde annem attı.
taso dedim de aklıma meşeler geldi. biz meşe derdik izmir'de. bilye işte. içlerinde S harfine benzeyen donmuş renkler olur hani. onlar en klasik meşeydi. bunların bi de etrafı aynalı gibi olanı vardı. 75lik meşe derdik. bi de gocuman şişmanları vardı 100 lük meşe. anam ne güzeldi onlar da. şıngır mıngır cepler ses yapardı.
bi de o zaman tom sawyer kitabım vardı. mağrada kayboluyodu. bi kız vardı neydi adı unuttum ona aşıktı işte. çok maceralı bi kitaptı. hala durur. bak tom diyince bi de çok sevdiğim bi seri vardı, Dört Kafadarlar diye. thomas brezinga mı nyedi yazarının adı. öyle bişidi işte. kardan canavarın esrarı'nı okumuştum ilk. sonra ufolarla ilgili bi tane vardı. bikaç tane vardı bunlardan meğer sürü sepet varmış. benim anca bikaç tane oldu. annem sağolsun güzel kitap seçerdi bize küçükkene.
ha bi de o günlerden en çok aklımda kalan araba çıkartmalı doping adlı çukulatadır. dünyanın en güzel çukusu idi heralde. bi süre daha gördüm sonra yok oldu. yumuşacıktı. hatta reklamı da vardı enerji icin ne yeriz neee yeri neee yeriz dopin doping doooping yerizz diye. bi de sprint vardı cukulata. onu kimse hatirlamiyo. mavi ve sarısı vardı. o da enfes bişidi. neden artık bole guzel cukular yok? belki de bana oyle geliodu kucukken cok guzel gibi geliodu. ama cidden guzeldi be. kendi kendimle kavga ettim su an. bi de cino vardı. portakallı hani. onu buldum ben bi iki sene önce. bi yere gitmiştik köy gibi. ordaki bakkalda vardı. hemen aldımdı 5 tane. ne guzel bişidi o ya. hala bile olabilir bi yerlerde.
valla icim kımıl kımıl oldu. kış geliyo heralde. ben de bunları dusundum simdi yüzbininci kere.
bu arada karlar kralicesini bulursanız okuyun derim. hatta ben de okuyam tekrar. evat.
Yorum Gönder